İSLÂM DİNİ LAİK REJİMİ KABUL ETMEZ!

12-09-2017

İSLÂM DİNİ LAİK REJİMİ KABUL ETMEZ!

 

Her şeyden önce şu hususu gözden uzak tutmamamız lâzım: İslâm dini cihanşümûl, zamanşümûl ve hayatşümûldür. Yani bütün dünyaya şâmil bir din olduğu gibi, kıyamete kadar gelecek olan bütün nesil ve asırlara şâmil olan ve hepsinin ihtiyacına yegâne cevap veren bir dindir, bir nizâmdır. Keza hayatın, hayatta olan insanın her türlü söz, fiil ve hareketlerini ihmal etmeyen, her birini hüküm ve müeyyide altına alan bir din ve bir sistemdir. Hâl böyle olunca, laik rejim, İslâm'la bağdaşır mı diye bir mesele kalmamıştır. Daha açığı laik rejime yer kalmamıştır. İslâm, Müslümana şöyle diyor: "Senin devletin de devlet nizâmın da benim! Ben senin için geldim; senin aradığın ancak bende vardır. Beni devlet yönetiminden kaldırır, terk edersen ben de seni terk ederim. Artık sen İslâm kalamazsın, kâfir olursun! Beni senin için gönderen Allah, bir gün bunun hesabını senden soracaktır!" O zaman ne cevap vereceksin? Verebileceğin cevabı şimdi söyleyebilir misin? Bir taraftan "Ben Müslümanım!" de, öbür taraftan beni beğenme, beni devlet yönetiminden kaldır! Öyle mi, seni gidi münafık? Ey idare olunan! Sen de Müslümanlığı kimseye verme, ondan sonra da kalk, beni beğenmeyenleri, devlet yönetiminde bana söz hakkı tanımayanları destekle, arkalarından git, onları sev! Öyle mi, seni gidi zalim? Benden yana olmuyorsun da beni hor görenlerden, bana hakaret edenlerden yana oluyorsun! Sen de yarın rûz-i cezada bunun hesabını nasıl vereceksin?

 

 

İSLÂM'DA DİN VE DEVLET AYRILMAZLIĞI

 

İslâm hükümlerinin bölünmesini, bir kısmının tatbik edilip, diğer bir kısmının terk edilmesini kabul etmeyen, hayatın her safhasına ve bu meyanda devlete ait hükümleri bulunan, son kâmil bir dindir, bir nizâmdır.

Laiklik ise, dinî bağlardan kopmak, dinden ayrı olmak demektir. Laikler bizzat laikliği, "Dinin devlet işlerine, devletin de din işlerine karışmaması" diye târif etmektedirler. Onların bu târifine göre, laik devlet, dinin karışmadığı, dinden ayrı bir devlettir. Yani onlar için din ayrı, devlet ayrıdır. Lisanımızda dinden ayrı, dinin haricinde olan her şeye dini olmayan, yani dinsiz derler. Birisi kalkıp, "Din ayrı, ben ayrıyım! Din bana karışmaz, ben dine karışmam!" dese, bu insana biz dine uymayan, dinden uzak, yani dinsiz deriz, değil mi?

Evet, bir devletin ya dini vardır, dinî devlettir ya da dini yoktur, laik devlettir. Bu, mugalâta kabul etmez bir hakikattir!

Bütün bunlara rağmen rütbeli, yüksek makamlı, hatta sarıklı birçok insanlar, "Laikliğin dinsizlik olmadığından" ve (hâşâ) İslâmî anlayışla bağdaşacağından bahsetmektedirler.

Bir de Müslümanlar şöyle aldatılmaktadır: "Efendim! Laiklik niçin dinsizlik olsun? Camiler açık, namaz kılıyorsunuz, oruç tutuyorsunuz!.." veya "Hiç Laiklik dinsizlik olur mu? Sizi kandırıyorlar! Bunca devlet işinde çalışan memur, asker ve işçiler Müslüman değil mi?.." Bu ve bunlara benzer daha nice lâf cambazlığı ile geniş halk kitleleri aptallar yerine konmaktadır: "Halk Laik değil Müslümandır, devlet Laiktir dinin emrine uymaz!"

Laiklik, Alman lügatinde, "Dinle bağlantısı olan her şeyin hayattan koparılmasıdır!" diye târif edilir. İslâm ise Allah tarafından vazedilmiş, eksiksiz, devlete de ait hükümleri olan ve getirdiği kanunlarda asla bölünmeyi kabul etmeyen bir nizâmdır.

Şimdi bu iki târifi karşı karşıya koyduğumuz zaman: İslâm dini, Laik rejimle bağdaşır mı? Buna imkân ve ihtimal var mı? Hangi ilim adamı veya hangi akıllı bunu söyleyebilir?

Bu iki rejimi ilmî bir şekilde tetkik eden insaflı birçok ilim adamları da bu hakikati açık açık ifade etmektedirler. Bunlardan birkaçı:

 

1- Çetin Özek

Çetin Özek şöyle diyor:

"Yeni Türkiye'nin siyasî kuruluşu, İslâm'ın siyaset prensiplerine aykırıdır. İslâm dini, siyasî ve dinî iktidarın bir elde toplanmasını ve dinin emredici fonksiyonunu gerektirir. Laiklik ve Laik düzen bu bakımdan tüm olarak İslâmiyet'e, Şeriat’a ve dine aykırıdır. Bilhassa Türkiye'deki uygulanışı, bir bütün olarak dinsizliği gerçekleştirici bir mahiyet kazanmış bulunmaktadır!"[1]

2- Prof. Dr. Osman Turan

Bu zât "Türkiye'de Manevî Buhran, Din ve Laiklik" isimli kitabın 63. sayfasında şu satırları kaydetmektedir:

"(...) Kanunların millî bünyeye, örf ve âdetlere uyması zarureti dolayısıyladır ki, aynen ve hiç üzerinde durulmaksızın tercüme ettiğimiz İsviçre medenî kanunu bugün artık ciddi bir şikâyet ve düzeltme mevzuu olmuştur. Böylece Avrupa'nın tarihî ve içtimaî şart ve zaruretleri icabı vücut bulan birçok müesseseler gibi, Laikliğin de oraya mahsus bir tekâmül olduğunu, Türkiye'de ne din ve ne vicdan hürriyeti ve ne de hukukî bir serbesti bakımından böyle bir ihtiyacın mevcut olduğunu göstermiş oluyoruz. Nitekim her memleketten ziyade vicdan hürriyetinden faydalanan İngiltere, bu durumu Laik bir anayasaya borçlu olmadığı gibi, fiili duruma hukukî bir şekil vermek için de Laik bir devlet hâline inkılap etme lüzumunu da hissetmemiştir!"

3- Nurettin Topçu

Nurettin Topçu liselerde sosyoloji ders kitabı olmak üzere hazırladığı kitapta şu satırları kaydetmektedir:

"(...) Aynı şekilde bir devlet, siyaset işlerini dinin emirlerinden büsbütün ayırmak suretiyle Laikliği tatbik ettiği hâlde, halkın en koyu dindarlığına ve din sahasındaki her türlü fikir mücadelelerine karşı gelmez. Onlar hakkında tam mânâsıyla müsamaha kullanılır. Ancak meselenin İslâm dünyasına ait bir özelliği vardır ki, o da İslâm dininin Hıristiyanlıktan farklı olarak, dünyaya ait hükümleri ihtiva etmesi ve mü'minlerinden (Müslümanlardan) bu hükümlerin dünya işlerinde yerine getirmelerini emretmesidir!.."

Nurettin Topçu, bu satırlarında demek istiyor ki, Hıristiyanlık Laik rejimle bağdaşırsa da İslâm dini bağdaşmaz, bağdaşmasına da imkân yoktur!

 

 

İSLAM ANAYASASI - CEMALEDDİN BİN REŞİD  رحمة الله عليه

 


[1] Türkiye'de Laiklik, Gelişimi ve Koruyucu Ceza Hükümleri

 

 


RISALE

ZÄHLER

Heute 653
Insgesamt 308063
Am meisten 5598
Durchschnitt 867